31 Ağustos 2013 Cumartesi

7 ayda 43 bin aile içi şiddet

Çıkarılan kanunlar, alınan onca önlem aile içi şiddet olaylarının önüne bir türlü geçemedi. Sadece bu yılın ilk yedi ayında 43 bin olay kayıtlara girdi.

Kadınlara yönelik şiddet olaylarının önüne geçmesi için çıkarılan kanun istenileni veremedi. Bir buçuk yıllık sürede 128 kadın ve 92 erkek ‘aile içi şiddet'ten hayatını kaybetti. Son 7 ayda yaşanan aile içi şiddet vakası ise 43 bini buldu.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun yürürlüğe girmesine rağmen cinayetler durmak bilmedi. 8 Mart 2012'de Dünya Kadınlar Günü'nde Meclis'te kabul edilen şiddet kanunu kan dökülmesini önleyemedi. 1,5 yılda 128 kadın şiddet kurbanı oldu. Geçen yıl 77, bu yıl ise 51 kadın hayatını kaybetti. Aynı dönemde 92 erkek de yaşamını yitirdi.
ÇOCUKLAR DA MAĞDUR

Panik butonu ve çağrılı koruma gibi tüm önlemlere karşın kadına şiddet olaylarında azalma yaşanmadı. Bu yılın ilk 7 ayında polise, 43 bin aile içi şiddet vakası yansıdı. Mağdurların büyük bölümünü yine kadınlar oluşturdu.

33 KADINA YENİ KİMLİK

Çocuklar ve yaşlı ebeveynler de şiddet mağduru olarak kayıtlara geçti. Şiddet türleri arasında; darp, yaralama, cinsel taciz ilk sıralarda yer aldı. Mahkeme kararı ile koruma altına alınan 33 şiddet mağduru kadının kimlik bilgileri değiştirildi. Kadınlar yeni kimlikleriyle hayati tehlikeden kurtulmaya çalıştı. Ancak yeni kimlik ya da polis koruması da cinayet ve yaralama olaylarının önüne geçemedi.

ERKEKLER KURTULDU

Karısından şiddet gören erkek sayısındaki azalma, ‘Erkekler kadın şiddetinden kurtulmaya başladı' şeklinde değerlendirildi.

ÇAĞRILI KORUMA SAYISI DÜŞTÜ

20 Mart 2012'den bu yana 220 kişinin hayatını kaybetmesine karşın, korunan kadın ve erkek sayısında düşüş olması dikkat çekti. 2013'ün başında şiddet mağduru 6 bin 230 kadın ile 120 erkek ‘çağrı' üzerine korunuyordu. Bu sayı ağustos ayı itibariyle gözle görülür biçimde düştü. Şu anda 5 bin 678 kadın ile 79 erkeğin çağrı üzerine koruma altında olduğu öğrenildi. Bir kadın da diğerlerinden farklı olarak yakın koruma kapsamında bulunuyor.
Kaynak: Bugün

İsrail Radyosundan Şok İddia

İsrail basınından şok iddia! Suriye iki gün içinde...

İsrail Radyosu'nun haberine göre, Kuveyt gazetesi El Kabas'a konuşan Arap diplomatik kaynaklar, ABD'nin bugün ya da yarın Suriye'ye askeri müdahalede bulunacağını iddia etti.

Körfez ülkelerindeki kaynaklara göre, ABD bu operasyon için Türkiye, Yunanistan ve GüneyKıbrıs'taki üsleri kullanacak.

Diplomatlar, ABD'nin operasyon için, Suriye'deki BM müfettişlerinin geçtiğimiz hafta yapıldığı iddia edilen kimyasal saldırıyla ilgili incelemelerini tamamlamasını beklediklerini öne sürdü.

! ATLETİCO MADRİD’İN YENGESİ NEFES KESTİ !

Başbuğ'u ziyaret eden Kılıçdaroğlu'ndan açıklamalar

Ergenekon davasında müebbet hapse çarptırılan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'u ziyaret eden CHP lideri Kılıçdaroğlu, Başbuğ ziyaretinden bilgiler verdi ve hükümete Suriye konusunda çağrıda bulundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Genelkurmay Eski Başkanı Emekli Orgeneral İlker Başbuğ'u Silivri Cezaevi'nde ziyaret etti. Kılıçdaroğlu saat 12.00 sıralarında cezaevine girdi vesaat 13.45 sıralarında ayrıldı. Kılıçdaroğlu'nun yanında CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzacebi ve CHP Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu yeraldı.

"BİZİ DARBECİ OLARAK TANITMAK DOĞRU DEĞİLDİR DİYE BİR İFADESİ OLDU"

Kılıçdaroğlu görüşmeyle ilgili yaptığı açıklamada, "Bizim tarihimizde ilk kez bir genelkurmay başkanı yargılandı ve tutuklandı. Sayın başbuğ bir vatansever, bayrağını, ülkesini, insanını seviyor. Demokratk bir insan, demokrasiye saygılı bir insan. Görev yaptığı süre içinde görevini en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştı. Suçlu olduğuna inanmıyor. Kesinlikle herhangi bir suç işlemedim diyor. Zaten olaylara baktığımızda kendisini suçlu gösterecek hiçbir kanıt yok. Ülkem için çalıştım, ülkem için çaba harcadım diyor" dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, "Geldiğimiz nokta şu: Komutan olarak görev yaptığı süre içinde yasaların kendisine tanıdığı yetkileri kullandı.

Kendisini terör örgütü üyesi olarak suçlamak yada darbeci olarak suçlamanın çok ağrına gittiğini söyledi. Bizi darbeci olarak tanıtmak doğru değildir diye bir ifadesi oldu" diye konuştu.

"Kendisinin Zafer bayramını kutladık. Demokrasinin bu ülke için çok önemli olduğunu ifade ettik" diyen Kılıçdaroğlu, "Ordumuz peygamber ocağıdır. Hepimizin saygı duyduğu bir yerdir. Ordunun siyasete karışmaması hepimizin arzusudur. Kendisinin de arzusu budur. Siyaset de orduya karışmamalıdır" ifadesini kullandı.

"BİZ SUÇLU OLDUĞUNA İNANMIYORUZ" 

"Morali çok iyi, sağlıyı iyi" diyen Kılıçdaroğlu, "Çünkü bana yöneltilen suçlamaların haksız olduğunu biliyorum dedi. Suçlu olsaydım böyle konuşamazdım diyor. Adaleti her zaman heryerde savunuruz diyor. Eğer siz yargılamayı ön yargıyla yaparsanız, kişileri mahkum etmek için kürsüye oturursanız bunun doğru bir anlayış olmadığı ortaya çıkıyor zaten. Bizim Silivri yargılamaları nedeniyle gündeme getirdiğimiz bu. Herkes yargılanabilir ancak adalet içinde yargılama olması lazım" şeklinde konuştu.

Hükümeti eleştiren Kılıçdaroğlu, "Alıyorsunuz Kara Kuvvetleri komutanı yapıyorsunuz, sonra Genelkurmay Başkanlığına getiriyorsunuz. Emekli olduktan sonra suçluyorsunuz. Sen bu kişiyi Kara Kuvvetleri komutanlığına getirirken haberin yok muydu, Genelkurmay başkanı yaparken haberin yokmuydu. Emekli olunca darbeci diyorsun. Herkesin vicdanını sorgulaması gerekir. Kişiyi alacaksınız kara Kuvvetleri komutanı yapacaksınız, Genelkurmay Başkanı yapacaksınız devletin bütün sırlarını bilecek, emekli olduktan sonra terör örgütü üyesisin diyeceksiniz. Biz suçlu olduğuna inanmıyoruz. Demokrasiye inanan bir askere nasıl darbeci diyebilirsiniz" dedi.

SURİYE'DEKİ GELİŞMELER

Suriye'deki gelişmelerle ilgili de hükümeti suçlayan Kemal Kılıçdaroğlu, "Savaş çığırtkanlığı yapmak Türkiye Cumhuriyetinin başbakanına yakışmaz. Önce Suriye'de bir ateşkesin sağlanması lazım. Bir ateşkes sürecinin sağlanması yönünde adımlar gerekir. Müslüman coğrafyasında kan akmaması lazım. Başbakanın bunu sağlaması gerekir" diye konuştu.

CİHARGİR'DE MERDİVENLERİN BOYANMASI

Cihangir'de gökkuşağı rengine boyanan merdivenlerin tekrar griye boyanmasını da eleştiren Kılıçdaroğlu, "Hangi insan renklerden korkar... Ancak diktatörler. Gökkuşağından korkulur mu? 7 rengi görüyorsunuz, düşman görüp tamamını griye boyuyorsunuz. Allah akıl fikir versin" ifadesini kullandı.
Kaynak: DHA

Gekas Antalyaspor ile anlaştı!

Transfer sezonunun en çok konuşulan isimlerinden biri olan Yunan golcü Gekas, prensip anlaşmasına vardı.


Transfer sezonunun en çok konuşulan isimlerinden biri olan Yunan golcüt Gekas, Antalyaspor ile prensip anlaşmasına vardı. Golcü oyuncu, yarın kalan pürüzleri gidermek ve imza atmak için Antalya'ya gidiyor. Eurosport Türkiye İstihbarat Şefi Alper Aslan'ın edindiği bilgilere göre Gekas, Antalyaspor'un teklifine prensipte evet dedi. Yunan oyuncu, kırmızı beyazlı ekiple görüşmek ve sözleşme imzalamak için Antalya'ya gifiyor.
Gekas'ın yarın Antalya'da olması ve pürüzleri giderdikten sonra imza atması bekleniyor.


Beyoğlu'nda polislere saldırı: 2 yaralı

Beyoğlu'nda polislere saldırı: 2 yaralı
Tarlabaşı'nda motorize polis ekipleri, taşlı saldırıya uğradı. Yaralanan 2 polis memuru hastaneye kaldırılırken, olayla ilgili 5 kişi gözaltına alındı.

Başbakan Erdoğan: Artık zamanı geldi

'Millete Hizmet Yolunda' programında konuşan Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin iç ve dışta attığı adımları anlatırken Suriye ile ilgili son noktayı koydu.



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin başta dünyanın mazlum ve mağdur halkları olmak üzere insanların kalbinde kendisine müstesna bir yer edindiğini belirterek, "Türkiye, ilkelerinden taviz vermeyen tutumuyla milyarların takdir hislerine mazhar olmuş, bu zorlu süreçte düşman değil, yeni dostlar, samimi dostlar edinmiştir. Türkiye dik duruşuyla, darbelere darbe, katliamlara katliam diyen cesur duruşuyla, dünyaya hem demokrasi dersi hem de insanlık dersi vermiştir" dedi.
Başbakan Erdoğan, televizyonlarda yayınlanan "Millete Hizmet Yolunda" konuşmasında, gündemdeki konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Ağustos ayının son haftasının Türkiye'de Zafer Haftası olarak kutlandığını, 26 Ağustos 1922'de Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın ordulara Büyük Taarruz emrini verdikten 5 gün sonra, 30 Ağustos'ta Türk ordularının kesin zafer kazandıklarını anımsatan Başbakan Erdoğan, "30 Ağustos zaferiyle, Türkiye adeta bir uçurumun kenarından dönmüş, işgalden kurtulmuş, kendisine yeni ufuklar, büyük hedefler çizerek geleceğe doğru emin adımlarla ilerlemeye başlamıştır. 91'inci yıl dönümünde, milletimizin 30 Ağustos Zaferi'ni bir kez daha yürekten tebrik ediyorum. Kurtuluş Savaşımızın tüm şehitlerini rahmetle, minnetle yad ediyor, başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere tüm gazilerimize Allah'tan rahmet niyaz ediyorum" dedi.
Erdoğan, 26 Ağustos'ta milletçe bir başka önemli yıl dönümünün de idrak edildiğini hatırlaratak, şunları kaydetti:
"Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan, 942 yıl önce, 1071 yılında, Malazgirt Ovası'nda kazandığı büyük zaferle tarihin akışını değiştirmiş, bölgede yeni bir dönemin başlamasını sağlamıştır. Bugünlerde, bölgemizde yaşanan elim hadiselere ışık tutmak amacıyla, Malazgirt Zaferimiz üzerinde biraz olsun durmak istiyorum. Büyük Selçuklu Devleti'nin Sultanı Alparslan döneminde, yani yaklaşık 950 yıl önce, içinde bulunduğumuz coğrafya maalesef bugünkü gibi bir manzara arz ediyordu.
Burada özellikle hatırlatmak istediğim husus şudur: Sultan Alparslan'ın, Sultan Melikşah'ın, Selahaddin Eyyubi'nin, Nurettin Zengi'nin, Sultan Kılıçarslan'ın orduları, dikkatinizi çekiyorum, sadece Türklerden oluşan ordular değillerdi. Bu ordularda, evet, Türkler vardı, Türk komutanlar vardı. Ama bu ordularda, en az Türkler kadar, kardeşleri olan Kürtler vardı, Araplar vardı, bölgenin diğer tüm halkları vardı. Bölgede akan kandan, bölgedeki kaostan, husumetten, acıdan bizar hale gelmiş her halk, Selçuklu Sancağı altında toplanmak suretiyle, nizamı ve huzuru tesis etmek için mücadele veriyordu. Bu coğrafyanın, dağınık, zayıf, birbirine karşı husumet içindeki halkları, bir araya geldikçe güçleniyor, refah ve huzurlarını artırıyor, kardeşçe yaşıyor ve tarihin en büyük medeniyetlerini inşa ediyorlardı. Şunu biliniz ki dünya tarihinin en büyük medeniyetlerinden olan Endülüs Medeniyeti ve Osmanlı Medeniyeti, işte bu kaynaşmanın, dayanışmanın, birliğin, en önemlisi de kardeşliğin eseridir. Bu bölge ne zaman kucaklaştıysa, ne zaman birbirine kardeşçe muamele ettiyse o zaman büyümüş ve büyük medeniyetler inşa etmiştir. Bu bölge ne zaman ki birbirine düşmüş, birbirine düşmanlık etmiş, kardeşinin kanını akıtmışsa o zaman kaybetmiş, zayıflamış, çok büyük acılar yaşamış, çok ağır bedeller ödemiştir."
"Bölgemizde yaşanan büyük acılar tarihin tekrar etmesinden başka birşey değil"
İstiklal Marşı'nın şairi Mehmet Akif Ersoy'un "Geçmişten adam hisse kaparmış; ne masal şey /Beş bin senelik kıssa, yarım hisse mi verdi / Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar / Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi" dizelerini okuyan Başbakan Erdoğan, bugün Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgede yaşanan büyük acıların tarihin tekrar etmesinden başka birşey olmadığını söyledi.
Mısır'da yaşananlara dikkati çeken Başbakan Erdoğan, "Mısır'da, 6 binden fazla kardeşimiz 2 ay içinde şehit edildi. Onları, dışardan gelen düşmanlar, işgalciler, vandallar, barbarlar değil ne acıdır ki kendilerinden olan, kendi ülkelerinin vatandaşları, hatta kardeşleri katlettiler. Suriye'de aynı şekilde 2,5 yıl içinde 100 binden fazla insan hayatını kaybetti. Suriyeli kardeşlerimizi de dışardan gelenler değil ne yazık ki kendi içlerinden çıkan zalimler katletti. Bugün Irak'ta kardeşin kardeşi katlettiğine şahit oluyoruz. Lübnan'da kardeşin kardeşi katlettiğine şahit oluyoruz. Filistin'de kardeşler arasındaki anlaşmazlığın mücadeleyi zayıflattığını görüyoruz. Kuzey Afrika'da, Asya'da, Arap Yarımadasında, mazlumların düşman çizmeleri altında değil kardeşlerinin kırbacı altında inlediklerini üzülerek müşahede ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan, Selçuklu Devleti'nin bin yıl önce, Osmanlı Cihan Devleti'nin 100 yıl önce yaptığı gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin de çatışmaların, kanlı mücadelenin, kardeş kavgasının içinde olmadığını çok büyük gururla ve bahtiyarlıkla ifade ettiğini söyledi.
"Türkiye Cumhuriyeti olarak sadece bu bölgenin birliği ve dirliği için mücadele veriyoruz; bu coğrafyadaki kardeşlerimize sadece nizam, huzur, istikrar, barış telkin ediyoruz" diyen Erdoğan, bu tasavvurla 26 Ağustos'ta Malazgirt'te, Selçuklu'nun torunlarının, Sultan Alparslan ve Malazgirt Zaferi'ni çok büyük bir coşkuyla kutladıklarını, Gençlik ve Spor Bakanlığının organizasyonuyla 81 ilden 15 bine yakın gencin, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ve milletvekillerinin bir araya geldiğini anlattı.
Gençliğin şühedanın izinde, Sultan Alparslan'ın izinde bir kez daha zaferine, birliğine, beraberliğine sahip çıktığını ifade eden Başbakan Erdoğan, aynı gençliğin Dumlupınar'da da benzeri bir merasimle 30 Ağustos zaferine coşkuyla sahip çıktığını kaydetti.
Türkiye'nin bölgesinde her halka, her etnik kökene, her inanca ve her mezhebe eşit mesafede bulunduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Türk bizim kardeşimizdir. Kürt bizim kardeşimizdir, Arap bizim kardeşimizdir, Sünni de Şii de bizim kardeşimizdir. Biz Mısır'da seçilmiş bir iktidara karşı askeri darbe yapılmasına karşı çıkarken dengeleri, konjonktürü, çıkarları gözeterek değil tarihimizi, ecdadımızı ve ilkelerimizi gözeterek karşı çıktık. Biz Suriye'de zalim bir iktidarın halkına ölüm kusmasına karşı çıkarken, ilkelerimiz, ideallerimiz, değerlerimiz adına buna karşı çıktık" diye konuştu.
Sultan Alparslan'ın, Şam'a, Mısır'a iktidarı için, otoritesi için, dünyevi hırsları için değil kardeşlik için, birlik için, helalleşme ve kucaklaşma için sefere çıktığının altını çizen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
"Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin, Kudüs ve Mısır için canını ortaya koyarken, bunu güç için, kudret için değil kendi değerleri için, kardeşlik için yapmıştı. Selçuklu Sultanı Nurettin Mahmut Zengi'nin şu duasını burada özellikle hatırlatmak istiyorum. Mahmut Zengi, Yaradan'a aynen şöyle yakarmıştı: 'Ya Rabbi, zaferi Mahmut'a değil İslam'a nasip et. Mahmut kölen zafere layık değildir.' Malazgirt Ovası'nda, 26 Ağustos Cuma günü, cuma namazının hemen ardından Sultan Alparslan şöyle dua etmişti: 'Ya Rabb! Sen'i kendime vekil yapıyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve Sen'in uğrunda mücadele veriyorum. Ey Allahım! Niyetim halistir, bana yardım et, sözlerimde hilaf varsa beni kahret.'
İşte bu büyük dedelerimizin, ecdadımızın ettiği bu samimi duaların aynısını bugün milletçe bizler de ediyoruz. Sadece kendimiz için değil bütün kardeşlerimiz, bütün bölge için barış istiyoruz, huzur istiyoruz, refah istiyoruz. Ben için değil hatta biz için değil hepimiz için barış ve kardeşlik mücadelesi veriyor, herkesin dostça, kardeşçe yaşayacağı bir bölgenin inşası için ter döküyoruz. Tıpkı ecdadımızın yaptığı gibi, hem de bin yıl önce ve bin yıl boyunca yaptığı gibi Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii ayrımı yapmaksızın bir olmayı, iri olmayı, diri olmayı istiyor, bunun için samimi gayret gösteriyoruz. Eğer bundan 942 yıl önce Sultan Alparslan'a, 'Senin Halep'le, Şam'la, Kudüs'le, Kahire'yle ne işin var' denilseydi, inanın Malazgirt Zaferi olmaz, Kayı Boyu Söğüt'e gelemez, Ortadoğu kendisini toparlayamaz, tarihin tozlu sayfalarında kaybolur giderdi. Eğer bundan 800 yıl önce, Sultan Selahaddin'e, 'Senin ne işin var Kudüs'le, sarayında otur, rahatına bak' denilseydi, inanın, bu coğrafyanın tarihi çok daha farklı olurdu. Ecdadımız, tarihimizin yüce şahsiyetleri, bizlere en çok da onuru, şerefi, insani ve vicdani değerleri miras bırakmışlardır. Onurlu, şerefli, kalbi ve vicdanı olan insanlar, Hakk'a Hak, zalime zalim, caniye cani, katile katil demekten asla çekinmezler."
"Türkiye, düşman değil yeni dostlar, samimi dostlar edinmiştir"
Başbakan Erdoğan, atalarından, ecdadlarından onurlu ve şerefli bir miras devraldıklarını ve gelecek nesillere aynı şekilde öyle onurlu, şerefli bir tarih miras bırakmak istediklerini belirterek, onun için dünyanın neresinde olursa olsun, Hakk'ı, adaleti savunduklarını, dünyanın her ülkesi, her halkı için doğruları yürekli şekilde dile getirdiklerini söyledi.
Türkiye'nin hadiseler karşısında dik, yürekli, cesur, samimi ve ilkeli duruşunun dünyanın her yerinde takdirle ve gıptayla karşılandığına işaret eden Başbakan Erdoğan, "Başta dünyanın mazlum ve mağdur halkları olmak üzere, insanların kalbinde Türkiye kendisine müstesna bir yer edinmiş, ilkelerinden taviz vermeyen tutumuyla milyarların takdir hislerine mazhar olmuştur. Bu zorlu süreçte Türkiye, düşman değil yeni dostlar, samimi dostlar edinmiştir. Türkiye dik duruşuyla, darbelere darbe, katliamlara katliam diyen cesur duruşuyla, dünyaya hem demokrasi dersi hem de insanlık dersi vermiştir" dedi.
Erdoğan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2 ülkenin süreci tıkaması neticesinde karar alamadığını, iş yapamaz durumda olduğunu vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Dolayısıyla 100 binin öldürüldüğü bir Suriye'de artık burada ortak hareket etmenin kararına vardık. Yani bugün bir gönüllüler koalisyonu olabilir. Ama burada artık bir adım atmanın zamanı gelmiştir. Çünkü burada ölümlerin durma zamanı gelmiştir. İnsani değerlere sahip çıkan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne sahip çıkanların el ele vermek suretiyle artık burada bir adım atmanın zamanı gelmiştir. 11 yıl boyunca olduğu gibi bundan sonra da ilkeli, kararlı, disiplinli duruşumuzu muhafaza edeceğiz. Hem ülke içinde hem bölgemizde barıştıran, kucaklaştıran, helalleştiren bir ülke olarak geleceğe ilerleyeceğiz."
"Demokrasi güçlendikçe Türkiye güçlenecek"
Türkiye'nin demokrasi ve kardeşlik gibi 2 önemli temel ilke üzerinde yükselmeye devam edeceğini vurgulayan Erdoğan, demokrasi güçlendikçe Türkiye'nin güçleneceğini, kardeşlik güç kazandıkça Türkiye güç kazanacağını dile getirdi.
Cumhuriyet'in kuruluşunun 90'ıncı yılının 30 Ekim'de milletçe idrak edileceğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"100'üncü yıla şurada sadece 10 yıl kaldı. İnşallah, 2023 yılında, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100'üncü yılını çok farklı şekilde, çok farklı şartlarda kutlayacağız. 2023 hedeflerini tutturmuş, dünyanın en büyük 10 ülkesinden biri olmuş, müreffeh, barış ve kardeşlik içinde bir Türkiye inşa edecek, ardından da bir başka hedefe, 2053 hedefine doğru yol alacağız. İstanbul'un fethinin 600'üncü yıl dönümünü kutlayacağımız 2053 yılı Türkiye'nin hedef tarihlerinden biridir. Ardından, çocuklarımızın, torunlarımızın görebileceği, Malazgirt Zaferimizin 1000'inci yıl dönümü olan 2071'e de milletçe emin adımlarla yürümeye devam edeceğiz.
Güçlü bir ekonomiyle, çok büyük projelerle, ama en önemlisi de demokrasi ve kardeşlikle, inşallah bu hedeflerimizin hepsini tutturacağız. Kendimize inanırsak, ülkemize ve potansiyellerine inanırsak en önemlisi de birbirimize inanır, güvenir, birbirimizle muhabbetimizi artırırsak, hiç şüpheniz olmasın, tüm bu hedeflere ulaşır hatta bu hedefleri aşarız. Bu noktada şunu da tekrar hatırlatmak istiyorum: 942 yıl önce kazandığımız Malazgirt Zaferimiz, kardeşliğin ve dayanışmanın eseridir. 91 yıl önce 30 Ağustos'ta yazdığımız büyük destan, kardeşliğin ve dayanışmanın eseridir. İnşallah, kardeşlik ve dayanışma içinde, hep birlikte nice destanlar yazacak, nice başarılara imza atacağız. Bu zaferler haftasında, bir kez daha tüm şehitlerimizi, tüm gazilerimizi rahmetle, minnetle yad ediyor, mekanları inşallah cennet olsun diyorum."
Kaynak: AA

Rakipler kapıştı, Juventus Lazio’yu dağıttı!

Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'ndeki rakibi Juventus,Trabzonspor'un UEFA Avrupa Ligi'ndeki rakibi Lazio'yu ağırladı ve sahadan farklı bir galibiyetle ayrıldı..


Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakibi Juventus, galibiyetle başladığı Serie A’nın ikinci haftasında, Trabzonspor’un UEFA Avrupa Ligi’ndeki rakibi Lazio’yu konuk etti.
Juventus sahaya; Buffon; Barzagli, Bonucci, Chiellini; Lichtsteiner, Vidal, Pirlo, Pogba, Asamoah; Tevez, Vucinic 11′i ile çıktı.
Lazio ise sahada; Marchetti; Cavanda, Novaretti, Cana, Radu; Gonzalez, Biglia, Hernanes, Lulic; Candreva; Klose 11′i ile yer aldı.
Mücadeleye heraketli başlayan Juventus, 14. dakikada Vidal’ın attığı golle skor tabelasını değiştirirken, Şilili oyuncu 26. dakikada bir kez daha sahneye çıktı ve farkı 2′ye çıkardı.
Konuk Başkent ekibi ise bu gole tecrübeli Alman forveti Klose ile iki dakika sonra cevap verdi ve Juventus, soyunma odasına 2-1′lik üstünlükle gitti.
İkinci yarıya da iyi başlayan Torino ekibi, 49. dakikada Karadağlı golcüsü Vucinic ile skoru 3-1′e getirdi. Lazio’da 38. dakikadan sarısı bulunan Hernanes, 63. dakikada ikinci sarı karttan kırmızı kartla cezalandırıldı ve takımını 10 kişi bıraktı.
10 kişi kalan rakibi karşısında farkı artırmak isteyen Juventus’ta, 71. dakikada direği geçemeyen Tevez, 80. dakikada golünü attı. Sahadan 4-1 galip ayrılarak haftayı 3 puanla tamamlayan Juve, 2 maç sonunda puanını 6 yaparken, sezonun ilk yenilgisini alan Lazio ise 3 puanda kaldı.
Juventus 4 – 1 Lazio
14′ 1 – 0 Arturo Vidal
26′ 2 – 0 Arturo Vidal
28′ 2 – 1 Miroslav Klose
49′ 3 – 1 Mirko Vucinic
63′ (Kırmızı kart) Hernanes
80′ 4 – 1 Carlos Tevez

Ve Bruma bitti! Ünal Aysal’dan açıklama…

Ve Bruma bitti! Ünal Aysal’dan açıklama…


Sporting ile anlaşan Galatasaray, pazartesi günü transferi tamamlayacak ve UEFA’ya gönderilecek listede oyuncunun yer almasını sağlayacak. Başkan Ünal Aysal, anlaşma sağlandığını, işin resmiyet kazanacağını belirtti.



Galatasaray transferdeki en büyük hedefi olan Bruma’nın işini bitirdi, imza için pazartesi gününü bekliyor. Sporting Lizbon’un 19 yaşındaki genç yeteneği için aylardır ciddi şekilde çalışan ve önceki gün Portekiz ekibini 10 milyon euroya ikna eden Cim-Bom, işi çok küçük detaylara bıraktı. Başkan Ünal Aysal, Bruma’nın işini pazartesi gününe kadar bitirmek istediklerini söyledi. Aysal, hem oyuncu hem de kulübü ile rakamlar üzerinde uzlaştıklarını belirtti.
İki yıl içinde ödenmek üzere Sporting Lizbon’a 10 milyon euro verecek olan sarı-kırmızılılar, 5 yıllık anlaşma karşılığında da Bruma’ya her sezon garanti para olarak 1.3 milyon euro verecek.
Terim mutlu
Bruma ile ilgili tarafların işi resmiyete dökmesi halinde genç yeteneğin pazartesi ya da salı günü İstanbul’a geleceği belirtildi. Aslan, UEFA’ya bildirim tarihi olan 2 Eylül’de transferi gerçekleştirip, Bruma’yı da listesine koyacak.
Bruma transferi, Teknik Direktör Fatih Terim’in de yüzünü güldürdü. U20 Dünya Kupası’da parlayan ama Terim’in çok daha önce keşfederek aldırmaya çalıştığı oyuncunun işinin bitmesi, tecrübeli çalıştırıcıyı çok sevindirdi.

Felipe Melo Neler Anlattı Neler

Neler anlattı neler! “Her sabah Florya’ya gelirken…”


Galatasaray'ın Brezilyalı yıldızı Felipe Melo'dan çok özel açıklamalar geldi. İşte Melo'nun sözleri burada...

Temmuz 2011’de Galatasaray’a geldikten sonra yaşadığı şampiyonlukla Türkiye’de kendisi için yeni bir tarihin başladığını söyleyen Felipe Melo, yeni kontratının ardından Galatasaray’da tarih yazmak istiyor. Ve bunun için sahip olduğu gücü kullanmaya hazır.
Galatasaray Dergisi’ne konuşan Melo’nun sözleri…
Temmuz 2011’de Galatasaray’a gelirken aklında neler vardı? Geri dönüş öyküsü müydü yazmak istediğin, bir meydan okuma veya başka bir hedef, neler düşünüyordun?
İki sezon önce Galatasaray’a kiralık olarak gelmiştim. Dürüst olmak gerekirse; ülkeyle ve Türkiye Ligi ile ilgili detaylı bilgi sahibi değildim. Juventus’un oyuncusu olduğum için aklımda ilk olarak burada iyi oynadıktan sonra tekrar İtalya’ya dönmek vardı. Ama zaman içerisinde Galatasaray’a bağlandım. Burada çok güzel günler yaşadım, takım hâlinde çok sayıda başarı elde ettik. Ve ben ilk sene sonunda kendimi Türkiye’ye ve Galatasaray’a ait hissettim. Flamengo benim doğup, büyüdüğüm ve çocukluğumdan itibaren 10 sene forma giydiğim kulüp. Ve Flamengo’yu bir kenara bırakırsak, arka arkaya üç yıl oynadığım bir takım yoktu. Ama Galatasaray’daki ilk senem tamamlandığında burada tarih yazmaya ve uzun seneler kalmaya karar verdim. Artık üçüncü seneme hazırlanıyorum, çok mutluyum.
Kendini Galatasaray’a ait hissettiğin, “burada kalmalıyım” dediğin özel bir an var mı?
Galatasaray’daki ilk senemde Fenerbahçe’nin stadında şampiyon olduğumuz an, Galatasaray’a ait olduğumu ve burada uzun yıllar oynamam gerektiğini hissettim. O gün, benim için yeni bir tarihin başlangıcıydı adeta. Orada yaşadıklarımız, benim mental olarak Galatasaray’a daha da bağlanmamı sağladı. Hepimiz için önemli bir başarıydı.
Galatasaray ile birbirinizi tamamladığınıza inanıyor musun, ruh ikizi olabilir misiniz?
Avrupa’da daha önce Juventus, Fiorentina ve Almeria gibi kulüplerin de aralarında olduğu büyük kulüplerde oynadım. Ama Galatasaray’ı diğerlerinden ayıran çok büyük bir özelliği var: Taraftar! Galatasaray taraftarı, kulübüne eşsiz bir bağlılık duyuyor. Ve bu da sahada onlar için mücadele eden futbolcuyu oyuna daha fazla konsantre ediyor. Benim de oyun karakteri olarak onlara benzemem de Galatasaray’a daha çok bağlanmamı sağladı.
Galatasaray ile kontratını tamamlaman hâlinde burada beş sene oynamış olacaksın. Futbol hayatın sona erdiğinde Galatasaray’ı kariyerinin neresine koyacaksın?
Galatasaray’da çok başarılı iki sene geçirdim. Şampiyonluklar yaşadık hep birlikte, hemen her kupayı kazanmayı başardık. Önümde üç sene daha var. Futbol bu, hayat bu. Hiçbir takım sonsuza kadar kazanamayabilir, Barcelona veya herhangi bir takım… Ama geriye bakıldığında ve bugünü konuştuğumuzda, evet, çok sağlam bir takım iskeleti kuruldu şu an. Umarım bu şekilde devam ederiz. Üç yıl sonra yeniden buluştuğumuzda ve bana bu soruyu sorduğunda ben de beş yıl göz önüne alarak daha sağlıklı bir cevap verebilirim.
“FLORYA’DA AKLIMDA BU VAR”
Galatasaray, tarih boyunca önemli jenerasyonlar çıkardı kendi içinden. Üst üste şampiyon olan kadrolar vardı. Şu an son iki sezonun şampiyonu, böyle devam etmesi hâlinde yeni bir nesil de ortaya çıkacak. Belki 20-30 yıl sonra anlatılacak Galatasaray hikâyelerinin ana kahramanlarından olmak seni heyecanlandırıyor mu?
Bu, benim futbol oynarken hedeflediğim en büyük amaç. Her sabah Florya’ya gelirken ya da oynadığım her maç öncesinde aklımda bu var. Sahaya çıktığım andan itibaren her zaman elimden gelenin en iyisini vermek, sahip olduğum potansiyelin tamamını takımım için sahaya yansıtmak istiyorum. Bunun için çalışıyorum. Ve bunları gerçekleştirebildikten sonra tarihe geçebilmek, 20-30 sene sonra insanların çocuklarına veya torunlarına Galatasaray’da yaptıklarımla beni anlatması gurur duymamı sağlar. Umarım bu da olur.
Bir oyuncunun yaz kampında olması onu sezonun tamamına ne şekilde konsantre ediyor? Sen bu sezon başı hazırlık kampında yer aldın, geçtiğimiz iki sezonun aksine. Bu seni olumlu anlamda nasıl etkiledi, yaz mevsiminde kendini nasıl hazır tuttun?
Hazırlık kampı bir futbolcu için çok önemli. Bunun örneğini de geçtiğimiz sezon da net bir şekilde gördük. Sezon önü hazırlıklarına geç katılan bir Felipe Melo vardı. Ve hâliyle aynı ritmi yakalamam, eski Felipe Melo gibi oynayabilmem ve o seviyeye çıkabilmem için altı aylık bir sürenin geçmesi gerekti. Ancak o zaman tüm bunları yapabilmeye başladım. Evet, hazırlık kampı futbolcunun sezon boyunca göstereceği performansı için çok önemli; ama tatilde neler yaptığı ve kendisini ne şekilde hazır tuttuğu da aynı ölçüde değerli. Ben bu yaz dört – beş gün, belki bir hafta bir şey yapmadım, dinlendim; ama kalan günlerde antrenmanlarıma devam ettim. Bireysel olarak günde bir, bazen iki kez idman yaptım. Yaz mevsiminde kilonuzu korumanıza da dikkat etmeniz lazım. Ben hiç kilo almadım. Ve düzenli çalışarak, kilo almayarak, yaz kampına da zamanında katılarak sezon önünü iyi geçirmiş oldum. Hâliyle tüm bunlar; Süper Kupa’da oynadığımız Fenerbahçe maçındaki performansıma olumlu şekilde yansıdı. Ve o maçta da iyi bir mücadele ortaya koydum.
Transferin konusunda Fatih Terim oldukça istekliydi. Fatih Terim ile aranda nasıl bir futbolcu – teknik adam ilişkisi var, onun hakkında neler söylemek istersin?
Fatih Terim, benim hayatımda ve futbol kariyerimde çok ayrı yeri olan, önemli bir insan. Benim buraya tekrar gelmemde, üç senelik kontrat yapmamdaki en büyük etken Fatih Hoca. Beni inanılmaz istedi. Ve onun sayesinde yeniden Galatasaray formasına kavuşabildim. O, bence bana Tanrı’nın bir lütfu. Tanrı, onu benim hayatıma soktu. Çok sevdiğim, saygı duyduğum bir insan. Onun da bana güvendiğine inanıyorum.
FELIPE MELO ile İDEAL ORTA SAHA OYUNCUSU
Galatasaray’da görev aldığı pozisyon itibarıyla oldukça stratejik bir isim olan Felipe Melo, ideal orta saha oyuncusunda bulunması gereken özellikleri anlattı. Bu bölgede oynayan oyuncuların zeki olması gerektiğine vurgu yapan Brezilyalı, hücum ve savunma dengesini korurken rakibe yaptığı hamlelerin ardından takım arkadaşları için pozisyon hazırlama görevinin de farkında olduğunu belirtti.
Galatasaray’daki üçüncü yılına giren 30 yaşındaki oyuncu, futboldan öğrenebileceği çok şeyin olduğu gerçeğini ise asla inkâr etmiyor…
Takım formasyonu için önemli bir bölgede oynuyorsun. Merkezdesin, oyun kontrolü sende. Genel olarak her olgun hücum öncesinde ilk paslar senin ayağından çıkıyor. Savunmadan alınan topu doğru pas olarak oyuna sokmak ne kadar önemli?
Sahadaki en önemli pozisyonlardan birinde oynadığıma inanıyorum. Senin de belirttiğin gibi, aynı anda hem savunmaya hem de hücuma destek vermem gerekiyor. Defansif olarak takıma, stoperlere en fazla yardım eden oyunculardan biriyim. Kendi bölgemde markaj yapmam lazım, stoperler sıkıştığında onların yanına gelerek bu pozisyonda görev yapan arkadaşlarım için pas opsiyonu olmam lazım. Oyun kurulurken çok önemli bir sorumluluğum var. O anlarda ilk pas genellikle bana geliyor, savunmadan çıkıldığında. O topu en iyi şekilde Selçuk [İnan], Wesley [Sneijder] veya Hamit [Altıntop] ile yeri geldiği zaman uzun pas yaparak Burak [Yılmaz] veya Didier [Drogba] ile buluşturmam gerekiyor.
İlk pas yüzden oldukça yüksek, buna özel olarak konsantre oluyor musun?
Bu büyük bir sorumluluk. Galatasaray’daki ilk yılımda 12 gol atmıştım. Daha ofansif, gole yakın ve hücum gücü yüksek, kaleye daha fazla giden bir Felipe Melo vardı. Bu sistemde biraz daha defansif oynuyorum. Dolayısıyla tekrar bu kadar çok gol atmam kolay değil. Belki şu anki sistemde 12 gol atamayabilirim; fakat oynadığım pozisyonda rakibin bir kontra atağını kesebilirim veya onlar çıkmak üzereyken kaptığınız topla siz birden hızlı hücum başlatabilirim, bunlar da önemli. Bu pozisyonda görev yapan oyuncuların zeki olması, futbolu iyi bilmesi gerekiyor. Ancak onlar; kritik kararları doğru şekilde verebilir, kriz yönetimini iyi yapabilir ve mental anlamda güçlü kalarak takıma yardım edebilir.
Galatasaray’ın rakip kaleye ulaştığı (sonunda köşe vuruşu, kale vuruşu, gol olan veya rakip kalecide kalan) pozisyonların başlangıcında ilk hamleyi yapan oyuncusun. Ligdeki maçlarda da bu durum ortaya çıktı. Senin pozisyonun için bu ne kadar önemli?
Bunu anlayabilmek için futbolu da iyi bilmek gerekiyor, teşekkür ederim. Gaziantepspor maçında da kaptığım topu direkt olarak Hamit’e oynadıktan sonra ilk golü [Felipe Melo, Galatasaray’ın kendi yarı alanında taç çizgisine yakın bir bölgede rakibi hata yapmaya zorladıktan sonra; Galatasaray, 13 saniye içinde sahanın neredeyse tamamını kullanarak beş pasla Melo < -> Hamit < -> Sneijder < -> Drogba < -> Burak < -> Sneijder gole gitmişti] bulmuştuk. Bu her zaman olabilir; ama ilk pası doğru vermem gerekiyor. Benim pozisyonumdaki oyuncu bu yüzden zeki olmalı, futbolun sırlarını iyi bilmeli. Topu keserek, ilk pası doğru vermek ve takımı hücuma doğru şekilde çıkarabilmek için dikkatli olmak gerekiyor. [Gülerek ekliyor] İlk pası doğru şekilde verdikten sonra; pozisyon sonunda gol gelirse, yine orta sahada “pitbull” yapabilirim; çünkü bu da benim için bir gol sayılır.
Rakip alana yerleşildiğinde de (son 25-30 metrede) pas trafiğinin merkezindesin. Ve bu noktada senaryonun yazarı sensin çoğunlukla. Temponun ne zaman artıp, azalmasına nasıl karar veriyorsun? Bunu ayarlayabilmek için hangi özelliklere sahip olmak gerekli?
Rakip yarı alanda yedi, sekiz oyuncu ile ceza sahasına doğru yerleştiğiniz zaman tempo ayarlamasını doğru yapmanız gerekiyor. Bunun için tecrübe en önemli şartlardan biri. Ben de her geçen sene bu deneyimi edindiğimi düşünüyorum; ama benim hâlâ futbola dair öğrenebileceğim, bu oyundan göreceğim, futbolun bana tecrübe olarak kazandırabileceği çok fazla şey var. Yine de savunmadan oyunu kurmak, arkadaşlarınızı yönetmek, doğru anlarda tempoyu yükseltmek veya aşağı çekmek için de bu tecrübeye ulaşmanız gerekli. Benim pozisyonumdaki oyuncular, bu ayarlamayı doğru olarak yapabilirse; takımları da oyuna daha fazla hâkim olarak rakiplerine üstünlüklerini daha kolay kabul ettirebilirler.
Merkezde aldığın topu bazı zamanlarda yaklaşık 60-70 metre çapraza doğru gönderebiliyorsun. Hangi anlarda böyle paslarla atak yönü değiştirilmeli?
Uzun, hücumun yönünü değiştiren, 60-70 metrelik diyagonal paslar çok değerli. Benim de oyun karakterimde olan bir özellik. 2010 FIFA Dünya Kupası’nda isabetli pas yüzdesi en yüksek olan oyunculardan biriydim. Bu, FIFA’nın açıkladığı bir durum; benim değil. Tabii böyle istatistikler insanı onurlandırıyor. Bu, benim babamdan çocukluğumda aldığım bir tavsiyeydi. Her zaman pas hatasını minimuma indirmem gerektiğini öğütlerdi bana. Uzun yıllar devam etti, ben de kulağımda hep onun sesini duydum. En sonunda da Fatih Hoca ile bir araya geldiğimizde pas özelliğim daha ortaya çıktı. O, oyunu kurmam konusunda bana çok güveniyor. Kesinlikle benden pas hatası beklemiyor. Ben de takıma, taraftara ve hocama karşı duyduğum sorumlulukla en doğru şekilde mücadele etmeye çalışıyorum.
Pozisyon alma bilgin oldukça güçlü, yerini hemen hemen hiç kaybetmiyorsun. Alan paylaşımı doğru yapılmadığı anlarda topu alarak dikine ilerleyebiliyor, dripling yapabiliyorsun. Saha içinde sorumluluk almak, senin karakterinin bir parçası mı?
Sürekli vurguluyorum, önemli bir pozisyonda görev yapıyorum. Topun bende kaldığı bir mevkii. Dünya futbolunda birçok ön libero görmeniz mümkün. Topla buluşur, hemen yanındakine verir. Kalecisine döner. Risk almaz. Top ona gelir, o topu birine verir. Çok fazla ileriye oynamaz, inisiyatif kullanmaz. Alır, verir. Alır, verir. Evet, bazı durumlarda basit oynamanız, top ayağınıza geldiğinde en yakınınızdaki takım arkadaşınıza oynamanız gerekebilir; ama benim oyunuma baktığınızda, biraz sorumluluk alarak, az önce üzerinde durduğumuz gibi, 60-70 metre ters paslar veya dikine paslar atarak hücuma da destek olabilirsiniz. Belki tek bir pas yaparak takım arkadaşınızı direkt olarak bir gol pozisyonuna sokabilirsiniz. Ben bunu daha önce yaptım. 2010 FIFA Dünya Kupası’ndaki Hollanda maçı da buna bir örnek, orada Robinho’nun golü öncesindeki pası vermiştim. Bu çok önemli bir özellik. Belki herkeste buna rastlamanız mümkün değil; ama bahsettiğimiz özellikleri Selçuk İnan’da da görebilirsiniz, hem Galatasaray’da hem de milli takımda. Fatih Hoca, bize bunu tembihliyor. Evet, basit oynamamız gereken zamanlar var; ama belki tek pasla rakip takımdan beş – altı oyuncuyu oyundan düşürerek gole gidebiliriz. Bu da bizim takım olarak yapabileceğimiz bir şey. Ve sezon boyunca da bunun üzerinde duracağız.
Savunma pozisyonlardaki duran topları karşılama konusunda olağanüstü bir yeteneğin var. Bu oyunu tamamen yaşamak ve konsantre olmakla mı ilgili?
Duran toplarda konsantrasyon artık çok daha önemli; çünkü duran toplarla bir galibiyet de alabiliyorsunuz, belki iki topla maç da kaybedebiliyorsunuz. [Oldukça mütevazı bir şekilde yanıt vererek] Ama bu sadece Felipe’nin başarısı değil. Ben ön direkte duruyorum, topları karşılıyorum. Günümüzde genel olarak toplar buraya geliyor. Benim arkamda çok başarılı bir diziliş var. Stoperlerimiz, Hakan Balta çok başarılılar. Ayrıca hücumdan gelerek bize bu konuda destek veren Didier ve Burak var. Bu takım hâlinde sağlanması gereken bir konsantrasyon. Bizim takımımızda bu anlamda oldukça başarılı oyuncular bulunuyor.
2014 FIFA Dünya Kupası keriyerindeki hedefler arasında nasıl bir yer tutuyor?
Brezilya’daki Dünya Kupası’na gitmeyi çok isterim; ama artık bir noktadan sonra realist olmak da gerekli. Zaman geçtikçe, “acaba gidebilecek miyim” diye düşünmeye başlıyor insan. Tanrı istedikten, o bir kapıyı açtıktan sonra buna kimse engel olamaz. Eğer O, bunu isterse ve bu benim için yazılmışsa, ben günün birinde zaten orada olurum. Zaman geçtikçe işler biraz daha zor gibi gözükebilir; ama dediğim gibi yine de orada olabilirim.
Daha önce futbol hayatını anlatan bir kitap yazabileceğini söylemiştin, ne durumdasın?
Futbolu bıraktıktan sonra kitap yazmak istiyorum. O kitapta gelecek nesillere anlatılacak birçok farklı hikâye, unutulmaz anı, maçlar var. Şu an için bir anı örnek vermem doğru olmayabilir; ama futbol kariyerimi tamamladıktan sonra böyle bir şey aklımda var.
2014 FIFA Dünya Kupası keriyerindeki hedefler arasında nasıl bir yer tutuyor?
Brezilya’daki Dünya Kupası’na gitmeyi çok isterim; ama artık bir noktadan sonra realist olmak da gerekli. Zaman geçtikçe, “acaba gidebilecek miyim” diye düşünmeye başlıyor insan. Tanrı istedikten, o bir kapıyı açtıktan sonra buna kimse engel olamaz. Eğer O, bunu isterse ve bu benim için yazılmışsa, ben günün birinde zaten orada olurum. Zaman geçtikçe işler biraz daha zor gibi gözükebilir; ama dediğim gibi yine de orada olabilirim.

Kadiköy'de Alex De Souza sesleri!

Kadiköy'de Alex De Souza sesleri!

Fenerbahçe’nin Sivasspor ile oynadığı maçta tribünlerden gelen tepkiler çoğaldı.

Uzun bir süre yönetim istifa diye bağıran Sarı – Lacivertli taraftarların bir bölümü, ardından “Alex De Souza” diye bağırdı.
Fenerbahçe’de uzun yıllar futbol oynayan Brezilyalı yıldız Alex, yönetimle anlaşamayarak takımdan ayrılmıştı.

Kuzum neyin yarışındasın

Kuzum neyin yarışındasın

Tuba Ünsal'dan Cihangir merdivenleriyle ilgili ilginç yorum.

Güncelleme:31 Ağustos 2013 12:17

Cihangir'deki merdivenler önce gökkuşağı renklerine boyanmış, Beyoğlu Belediyesi ise merdivenleri bir gecede griye çevirmişti.
Olayın sosyal medyada büyük yankı bulmasının ardından merdivenler dün gece Beyoğlu Belediyesi tarafından tekrar renkli hale getirildi. Tuba Ünsal, 'gece yarısı operasyonlarını' Twitter üzerinden yorumladı.

Ünsal sayfasına " Bu 'merdiven olayı' da Gezi'ye döndü. Aç kapa Artema günleri out, boya sil boya günleri in... Kuzum neyin yarışındasın bizimle? Belediye işçilerine yazık lo, "Kalkın bunları griye boyuyorsunuz", "uyanın şimdi eskiye geri döndürüyorsunuz" adamlar şokta :)" notunu düştü.

İntikam dizisinden ayrıldı

İntikam dizisinden ayrıldı



Kanal D'nin sevilen dizisi "İntikam"da sürpriz ayrılık.


Güncelleme:31 Ağustos 2013 13:07

Dizide Beren Saat ve Mert Fırat'la başrolü paylaşan Nejat İşler, ekipten ayrılıyor.
Ünlü oyuncu, sağlık sorunları nedeniyle dizinin eylül ayında başlayacak ikinci sezonunda rol alamayacak.
İşler'in canlandırdığı Rüzgar rolünü ise yeni sezonda Yiğit Özşener'in üstleneceği konuşuluyor.

Obama'nın kararına Erdoğan'dan ilk tepki

Obama'nın kararına Erdoğan'dan ilk tepki

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan AKP milletvekili Mehmet Tekelioğlu'nun oğlunun WOW otelde gerçekleşen düğün törenine katıldı.
Basına kapalı gerçekleşen törenin ardından çıkışta ABD Başkanı Barack Obama'nın Suriye'ye ilişkin açıklamaları soruldu. Başbakan Erdoğan "Daha neticeleri alamadım" diyerek Sultanmahmet Meydanı'nda gerçekleşecek programa katılmak üzere oradan ayrıldı. 

Galatasaray'dan sürpriz hamle!

Sporting Lizbon Kulübü'nden ilginç açıklama: "Galatasaray, Bruma veya Diego Capel'den birini renklerine bağlamak istiyor"

Sporting Lizbon kulübü yöneticileri, Galatasaray'ın iki sol kanat oyuncusu için devreye girdiğini belirterek; "Bu futbolculardan biri sarı-kırmızılı takıma satılabiliir" açıklaması yaptı. Bu arada Galatasaraylı yöneticilerinin Pazar günü başkent Lizbon'da Sporting yöneticileri ile bir araya geleceği öğrenildi.
İspanyol oyuncu Diego Capel'in menejeri Julio Llorente ise Galatasaray ile Capel transferini konuşacaklarını teyit ederek ancak henüz net bir anlaşmanın olmadığını açıkladı. Llorente, Capelin Galatasaraya gitmeye sıcak baktığını inkar etmedi ancak detay vermekten de kaçındı.
Portekiz basını da 2011 yılında Sevilla 'dan transfer olan sol kanat oyuncusu Capel için Sporting Lizbon'un 7 milyon euroluk bir teklif aldığını yazdı. Capel'in Sporting'den ayrılmaya sıcak baktığını vurgulayan gazeteler İspanyol oyuncunun Galatasaraya evet dediğini savundu. Galatasaray'ın Bruma transferinde bazı zorluklarda yaşadığının altını çizen gazeteler genç oyuncu ile anlaşılmaması halinde "B" planı olarak Capel'in devreye girebileceğini idda etti.

    SNEİJDER 2 GÜN İÇİNDE İMZAYI ATABİLİR

    ''Sneijder 48 saat içinde imza atabilir!''


    Galatasaray'ın yıldızı Wesley Sneijder'in 48 saat içinde İstanbul'dan ayrılabileceği iddia edildi

    SportsNews'in haberine göre Wesley Sneijder 48 saat içinde Kırmızı Şeytanlar'ın kadrosuna katılabilir.
    Manchester United'ın 48 saat içinde beş yıldızı kadrosuna katacağını iddia edilen haberde, Juventus orta sahası Claudio Marchisio, Benfica'dan Ezequiel Garay, Everton'dan Leighton Baines veMarouane Fellaini'nin yanı sıra Galatasaray'ın süper starı Wesley Sneijder'in adı geçiyor.
    İngiltere'de 2 Eylül gecesi sona erecek transfer sezonu öncesi ManUteknik direktörü David Moyes'in transferlerin sonuçlanmasını beklediği bildirildi. Manchester United, Sneijder için Galatasaray'ın kapısını 7.5 milyon Euro'luk bir teklifle çaldı.
    Öte yandan Bülent Tulun, iki hafta önce kendilerine bu yönde talep geldiğini, ancak Sneijder’in takımda kalacağını açıkladı. Gelen son teklifin ardından da Sneijder'i satmayacaklarını Manchester United'a bildirdiklerini ve Hollandalı futbolcunun Galatasaray'dan ayrılmayacağını belirtti.

    Hakemden Gollük Pas Sosyal Medyayı Salladı

    Sosyal medyayı sallayan gol!

    Fenerbahçe'yi Sivasspor karşısında 1-0 öne geçiren golde pozisynonu karşılaşmanın hakemi Özgür Yankaya başlattı! Bu gol sosyal medyada günün konusu haline geldi...



    Spor Toto Süper Lig'in 3. haftasında Kadıköy Şükrü Saracoğlu Stadı'nda oynanan Fenerbahçe- Sivasspor karşılaşmasında ev sahibi takım 15. dakikada Hollandalı yıldız Dirk Kuyt'ın attığı golle 1-0 öne geçti... Bu golde pozisyonu başlatan isim ise karşılaşmanın baş hakemi Özgür Yankaya oldu!
    Sivasspor hücuma kalkarken orta sahada hakeme çarpan top Fenerbahçeli futbolcularda kaldı, o pozisyonun devamında ise Fenerbahçe, Sivasspor karşısında Kuyt'ın attığı golle 1-0 öne geçti.
    O GOL HAKKINDA ATILAN TWEETLERDEN BAZILARI
    @kadircetincali 
    Özgür Yankaya haftanın assistini yapmıştır.
    @OzanJK 
    Özgür Yankaya'yı Fernandes'le takas edelim bence :)
    @ersoyozdem 
    Özgür Yankaya'dan çok iyi ön libero olur
     @alicanbasoglu
    topal'ın yerine özgür yankaya da düşünülebilir. güzel kesti topu, olumlu kullandı. sonuç gol.
    @alaaddinorhan 
    Özgür yankaya Escude den daha iyi oyun kuruyor:)
    @HseyinKlnn 
    Bi Fernandes degil ama yine de güzel asist yaptı Özgür Yankaya